Kamasutra hakkında herşey

Değişik Birleşme Çeşitleri « Cinsel Birleşmeye Dair

Bir "yüksek birleşme" durumunda Mrigi (Geyik) kadını, yenisini geniş tutacak şekilde uzanmalıdır; "zayıf birleşme" durumunda Has tini (Fil) kadını yonisini daraltarak erkeği karşılamalıdır; "eşit birleşme" durumunda tarafların doğal pozisyonda uzanmaları gerekir. Geyik ve fil kadınlar için söylenenler Vadawa (Kısrak) kadınlar için de geçerlidir. "Zayıf birleşme" durumunda kadının, arzusunu çabucak tatmin edecek ilaçlar alması gerekir.

Geyik kadın üç ayrı pozisyonda uzanabilir: İyice açık pozisyon. Alabildiğine açık pozisyon. Indra'nın karısının pozisyonu.

(1). Kadının başı aşağıda kalacak şekilde, vücudunun orta kısmını yukarıya doğru kaldırmasına "iyice açık pozisyon" denir. Böyle bir durumda erkek kolayca girebilmek için krem kullanmalıdır.

(2). Kadın kalçalarını yukarıya doğru kaldırır ve onları ayrık tutar; birleşme bu durumda olur. Buna "alabildiğine açık pozisyon" denir.

(3). Kadın bacaklarını yana açar ve kalçalarını yerleştirir; birleşme bu durumda olur. Buna "Indrani pozisyonu" denir ve yalnızca uygulamayla öğrenilir. "Yüksek birleşme" durumunda çok kolaylık sağlar.

Kenetlenme pozisyonu, "zayıf birleşme" ve "en zayıf birleşme" durumunda "abanma pozisyonu," "sarmal pozisyon" ve "kısrak pozisyonu" ile birlikte kullanılır.

Kadın ve erkeğin ikisinin de, bacaklarını üst üste koyarak uzatmalarına "kenetlenme pozisyonu" denir. İki türlüdür: Sırt üstü pozisyonu ve yan pozisyon. Yan pozisyonda erkek mutlaka sol tarafına yatar, kadın da sağ tarafına yatar. Kadınların sağ taraflarına yatmaları bütün kadınlarda gözlenen bir kuraldır.

Kenetlenme pozisyonunda birleşme başladıktan sonra kadının kalçalarıyla âşığına bastırmasına "abanma pozisyonu" denir.

Kadının kalçalarından birini erkeğin uyluğuna yerleştirmesine "sarmal pozisyon" denir.

Kadının erkeği içine aldıktan sonra, lingamı sıkıştırmasına "kısrak pozisyonu" denir. Yalnızca uygulamayla öğrenilir ve Andra ülkesinin kadınları arasında çok yaygındır.

Babravya'nın bahsettiği yukarıdaki pozisyonlara ek olarak Suvarnanaba da şu pozisyonlardan bahseder:

Kadının kalçalarını dosdoğru yukarı kaldırmasına "yükseltme pozisyonu" denir.

Kadının bacaklarını âşığının omuzlarına yerleştirmesine "alabildiğine açık pozisyon" denir.

Kadın bacaklarını vücuduna doğru çeker ve âşığı onu bu şekilde kucaklarsa buna "abanılmış pozisyon" denir.

Kadın bacaklarından yalnızca birini uzatırsa buna "yarı abanılmış pozisyon" denir.

Kadın bacaklarından birini âşığının omuzuna yerleştirir, diğerini uzatır, sonra uzattığı ayağını âşığının omuzuna yerleştirir ve diğerini uzatır ve bu değiştirmeyi sürekli yapar. Buna "bambunun yarılması" denir.

Kadının ayaklarından birini başına yerleştirmesine diğerini uzatmasına "çivi çakılması" denir. Bu yalnızca uygulamayla öğrenilir.

Kadının ayaklarını karnına yerleşecek şekilde çekmesine "yengeç pozisyonu" denir.

Uyluklar öne doğru çıkartılır ve üst üste gelecek şekilde birleştirilirse buna "paketleme pozisyonu" denir.

Baldırlar üst üste gelecek şekilde birleştirilirse buna "nilüfer benzeri pozisyon" denir.

Bir erkek birleşme sırasında kadının içinde kalmayı sürdürerek dönerse ve kadın bütün bunlar olup biterken erkeğe arkasından sarılıyorsa buna "dönmeli pozisyon" denir ve yalnızca uygulamayla öğrenilir.

Suvarnanaba bu değişik uzanma, oturma ve ayakta durma pozisyonlarının suyun içinde de uygulanması gerektiğini söyler. Çünkü ona göre böyle yapmak daha kolaydır. Ama Vatsyayana'nın görüşüne göre suda birleşme uygunsuz bir davranıştır, çünkü din tarafından yasaklanmıştır.

Kadın veya erkeğin bir diğerinin vücudundan, bir duvardan veya bir sütundan destek almasına ve birleşme sırasında da bu durumda ayakta durmalarına "destekli birleşme" denir.

Erkek sırtını duvara dayar ve ellerini birleştirerek kadını alttan kavrar ve oturur pozisyonda kaldırır. Kadın kollarını erkeğin boynuna dolar, kalçalarını erkeğin beli hizasında tutar ve erkek ona doğru eğildiğinde ayaklarıyla duvardan destek alarak gidip gelir. Buna "havada asılı birleşme" denir.

Kadın elleri ve ayakları üstünde doğrulmuşken erkek bir boğa gibi üzerine binerse buna "inek birleşmesi" denir. Bu sırada, göğüsler üzerinde yapılan her şeyin arkadan yapılması gerekir.

Benzer şekilde "köpek birleşmesi," "keçi birleşmesi," "geyik birleşmesi," "eşeğe zorla binmek," "kedi birleşmesi," "kaplan sıçrayışı," "fil bastırması," "domuz sürtünmesi," "ata binme" de uygulanabilir. Bütün bu durumlarda bu farklı hayvanların karakteristik özellikleri hareketin kendisinde açığa çıkmalıdır.

Bir erkeğin kendisini eşit derecede seven iki kadınla birden yatmasına "birleşik birleşme" denir. Bir erkek birçok kadınla birden yatıyorsa buna "inek sürüsü birleşmesi" denir.

Suda oynama veya bir filin birçok dişi fille birleşmesi yalnızca suda yapılan birleşmelerdir; keçi sürüsü birleşmesi, geyik sürüsü birleşmesi bu hayvanları taklit ederek yapılır.

Gramaneride, birçok genç erkek, içlerinden biriyle evli olan bir kadınla ya sırayla ya da aynı anda yatarlar. Biri kadını tutar, birisi yatar, birisi ağız seksi yaptırır, bir dördüncüsü kadının orta kısmıyla uğraşır ve bu şekilde yer değişerek kadının bütün vücudundan yararlanırlar.

Aynı şeyler bir zevk kadınıyla birlikte olan birçok erkek tarafından da yapılabilir. Aynı şeyler kralın haremindeki kadınların hareme tek bir erkek almaları durumunda kadınlar tarafından da yapılabilir.

Güney bölgesi halkı arkadan da birleşirler ki buna "düşük birleşme" denir. Böylece değişik birleşme türleri bölümü sona erer. Bu konuya ilişkin iki özlü söz vardır:

"Açık yürekli bir insanın kuşları, hayvanları gözleyerek birleşme türlerini bir şekilde çoğaltması gerekir. Bu farklı birleşme türleri ülkelerin geleneklerine, bireylerin hoşlanmalarına, aşka, dostluğa ve kadının kalbindeki saygıya göre biçimlenir."

Vurma ve Seslere Dair « Cinsel Birleşmeye Dair

Aşkın çelişkili ve ayrılığa eğimli olmasından dolayı cinsel birleşme, bir kavganın ardından yapılabilir. Tutkuyla vurma noktaları vücudun özel yerleridir:

Omuzlar.
Baş.
Göğüslerin arası.
Sırt.
Jagana, yani vücudun orta kısmı.
Yan taraflar.

Dört türlü vurma vardır:

Elin tersiyle vurma.
Parmakları biraz bükerek vurma.
Yumrukla vurma.
Elin içiyle vurma.

Sebep olduğu acıdan dolayı vurma ıslık gibi bir ses çıkartır. Bu sesler sekiz çeşittir:

Hin sesi.
Yıldırım sesi.
Kumru sesi.
Ağlama sesi.
Put sesi.
Pat sesi.
Süt sesi.
Plât sesi.

Bu seslerin yanı sıra, "anne" gibi anlamlı sözcükler de söylenebilir; bunlar yasaklama, yeterlilik, özgürlük arzusu, acı ya da övgü ifade ederler. Bu seslere ara sıra güvercin, guguk kuşu, yeşil güvercin, papağan, bal arısı, serçe, flamingo, ördek ve sığırcık sesleri de eklenebilir.

Yumruk darbeleri kadın erkeğin kucağında otururken sırtına uygulanmalıdır. Erkek bunu abartmışsa kadın kızarak yumrukla yanıt verir ve kumru sesi ve ağlama sesi çıkartır. Birleşme sırasında kadının göğüslerinin ortasına elin tersiyle, önce yavaş ve sonra artan uyarılmaya uygun olarak birleşme bitene kadar vurulur.

Bu sırada Hin sesi ve diğerleri alışkanlıklara göre, hangisi istenirse çıkartılabilir. Erkeğin Pat sesi çıkartırken, elini biraz bükerek kadının kafasına vurmasına Prasritaka denir. Bu duruma uygun sesler kumru sesi, Pat sesi ve ağzın içinde çıkartılan Put sesi ve birleşmenin sonunda iç çekme ve ağlama sesidir. Pat sesi yarılan bir bambunun sesi taklit edilerek çıkartılır.

Put sesi suya düşen bir şeyin çıkardığı sestir. Bütün bunlar sırasında öpüşme ve benzeri şeyler başladığında kadın ıslık gibi bir ses çıkartarak karşılık verir. Uyarılma sırasında kadın vurulmaya alışkın değilse, sürekli, "anne," "baba" sözcüklerinin yanı sıra iç çekme, ağlama ve yıldırım sesiyle karışık olarak yasaklama, yeterlilik, özgürlük arzusunu dile getirir. (Aşk sanatını iyi bilen bir erkek, birleşme sırasında kadınların nasıl birbirlerinden farklı iç çekmeler ve sesler çıkardığını da bilir. Bazı kadınların sevgiyle konuşulmaktan, bazıları şehvetli davranışlardan, bazıları kötü konuşmaktan hoşlanır vs. Bazı kadınlar kendilerini zevke bırakıp sessizce gözlerini kapatırlar, bazıları büyük gürültü yaparlar, bazıları da neredeyse yok olmuş gibi çekilirler. Büyük sanat, kadınlara en büyük zevki neyin verdiğini ve kadınların en çok nelerden hoşlandıklarını araştırmaktır}

Birleşmenin sonlarına doğru, kadının göğüslerine, jaganasına ve yanlarına açık elin içiyle birleşme bitene kadar kuvvetle bastırılır ve birleşmenin ardından bıldırcın, kaz sesine benzeyen sesler çıkartılır.

Bu konuya ilişkin iki adet özlü söz vardır: "Erkekliğin karakteristiklerinin kabalık ve şiddetten ibaret olduğu; zayıflık, hassaslık, duyarlılık ve hoşa gitmeyen şeylerden uzaklaşma eğiliminin ise kadınlığın belirgin işaretleri olduğu söylenir. Tutkunun uyarılması ve garip alışkanlıklar bazen yukarıda bahsettiklerimize aykırı şeylere yol açabilir, ama bu durum uzun sürmez ve sonunda doğal duruma yeniden dönülür."

"Göğüse kama, başa makas, yanaklara kavrayıcı bir alet ve göğüsler ve yanları sıkıştıracak bir şey dört vuruş modeli daha oluşturur; böylece toplam sekiz çeşit vuruş olur. Ama bu aletlerle vuruş güney bölgesinin insanlarına hastır ve bu aletlerin bıraktığı izler kadınların göğüslerinde görülür. Her ne kadar bölgeye has gariplikler olsa da Vatsyayana'ya göre acı veren, barbarca, alçaltıcı ve tekrarlamaya değmeyecek bir uygulamadır.

Aynı şekilde bir bölgeye has garipliklerin her zaman her yere uyarlanması gerekmez ve uygulandıkları yerlerde bile aşırılıklara izin verilmemesi gerekir. Bu zararlı uygulamalardan bazıları şunlardır: Pançalas Kralı, zevk kadını Madavasena tarafından birleşme sırasında kama kullanılarak öldürülmüştür. Kuntalas Kralı Şatakarni Şatavahana bir makasla büyük Kraliçesi Malayavati'nin hayatına son vermiştir ve sarhoş bir dansçı kızın sürtme aletini yanlış kullanması Naradeva'nın elini yaralamıştır."

Bu konuya ilişkin iki özlü söz daha vardır:

"Bunların ne birer birer sayılabilecek adları ne de belirli kuralları vardır. Bir kere birleşme başladığında, tutku tek başına vücudun bütün hareketlerini yönlendirir."

"Böyle tutkulu davranışlar ve âşıkane davranışlar cinsel ilişki sırasında birdenbire ortaya çıkarlar ve tanımlanamazlar ve düşler gibi düzensizdirler. Beşinci dereceden harekete ulaşmış olan bir at, körlemesine bir hızla yoldaki çukurları, hendekleri ve durak yerlerini görmeksizin koşturur; birleşmenin sıcaklığında tutkuyla körleşen âşıklar da aynı şekilde davranırlar ve büyük bir şiddetle, aşırılıklara hiç dikkat etmeksizin devam ederler. Bu nedenle aşk sanatını ve kendi gücünü iyi bilen, aynı zamanda da hassas ve şiddetli olan ve genç kadınların gücünü de iyi bilen birisinin bunlara uygun davranması gerekir. Değişik birleşme çeşitleri her zaman ve herkes için geçerli değildir; yalnızca uygun zamanlarda ve uygun yerlerde uygulanabilirler."

Birden Fazla Eş « Eşe Dair

Bir eşe sahipken tekrar evlenmenin nedenleri şunlardır:

1. Kadının budalalığı ya da kötü huyluluğu.
2. Kocanın kadını sevmemesi.
3. Çocuk isteği.
4. Devamlı kız doğumları.
5. Kocanın nefsine hakim olamaması.

En baştan itibaren bir kadın, devamlı bağlılığını, iyi huyluluğunu ve akıllılığını göstererek kocasının kalbini çalmalıdır. Eğer erkeğe çocuk veremezse ona tekrar evlenmesini söyler. Erkek ikinci kadınla evlenip, eve getirdiğinde, ilk eş ona kendisinden üstün bir konum sağlamalı ve onu bir kız kardeş gibi görmelidir. Sabahleyin kocası varken yeni eşi kendisini süslemesi için zorlamalı ve kocasının kıza verdiği itibara önem vermemelidir.

Eğer yeni kadın kocasını mutsuz edecek bir şey yaparsa, ilk kadın aldırmamak yerine, her zaman ona dikkatli öğütler vermeye hazır olmalı ve kocasının yanında değişik şeyler yapmasını öğretmelidir. Çocuklarına kendi çocukları gibi davranmalı, hizmetçilerine kendi hizmetçilerinden bile daha fazla dikkat etmeli, arkadaşlarına sevgi ve kibarlıkla, akrabalarına saygıyla davranmalıdır.

Kendisi dışında birçok kadın varsa, kendisine yaş ve derecede en yakın olanla işbirliğine gitmeli ve son zamanlarda kocasının gözdesi olmuş olan kadınla kavga etmesini teşvik etmelidir. Bundan sonra bir önceki gözdeyle yakınlık kurmalı, tüm eşleri toplayarak kendisini bulaştırmadan gözdeyi kötü ve düzenbaz ilan etmelerini sağlamalıdır.

Eğer gözde kocasıyla kavga ederse ilk kadın bilerek onu cesaretlendirmeli ve tartışmanın artmasına neden olmalıdır. Eğer kocası ve gözde arasında bir tartışma olursa, ilk kadın tartışmanın büyümesi için elinden geleni yapmalıdır. Tüm bunlardan sonra kocasını, halen gözdesini sever bulursa, taktik değiştirerek kocasının memnuniyetsizliğine yol açmamak için barışmaya çabalamalıdır.

Böylece en yaşlı eşin yapması gerekenler sona ermiş olur. Genç eş, kocasının ilk eşini annesi olarak görmeli ve bilgisi olmadan akrabalarına bile bir şey vermemelidir.

Kendi hakkındaki her şeyi söyleyip izni olmadan kocasına yaklaşmamalıdır. İlk kadın tarafından kendine söylenenleri başkalarına açıklamaman ve çocuklarına kendininkilerden bile daha iyi bakmalıdır. Kocasıyla yalnızken iyi hizmet etmeli, rakip bir eşin varlığından acı çektiğini söylememelidir.

Kocasının ona verdiği özel önemi gösteren şeyleri gizlice alıp, sadece kocası için, kocasının ona verdiği önem için yaşadığını belirtir. Kızgınlık ya da gurur yüzünden kocasına olan aşkını ya da kocasının ona olan aşkını hiç kimseye açıklamamalıdır. Çünkü kocasının sırlarını açıklayan bir kadın kocası tarafından kötü görülür.

Bir koca için değerli olmaya çabalamak, Gonardiya'ya göre, her zaman en yaşlı eşin korkusuyla yapılmalıdır. Eğer en yaşlı eş kocası tarafından sevilmiyorsa ya da çocuğu yoksa ona sempati duyulmalı ve kocaya da aynı şeyi yapması söylenmelidir. Ama iffetli bir kadın yaşamı sürmede en yaşlı eş geride bırakılmalıdır.

Böylece genç eşin en yaşlı eşe davranışları son bulmuş olur. Zayıf karakterli ya da kötü durumda olan ve bir erkekle birlikte olan bir dula tekrar evlenmiş dul denir.

Babravya'nın izleyicileri bakire bir dulun, kötü karakterli, bir erkeğin sahip olması gereken mükemmel niteliklerden yoksun olan ve bu nedenle kadının başka bir erkekle birlikteliğini gerektiren erkekle evlenmemesi gerektiğini söylerler.

Gonardiya'ya göre bir dulun tekrar evlenmesinin nedeni mutluluk arzusudur. Zevkle sevmek için birlikte olunan mükemmel niteliklere sahip bir kocayla mutlu olunacağı için böyle niteliklere sahip biriyle evlenilmelidir. Bununla birlikte Vatsyayana, bir dulun hoşlandığı ve kendisine uyacağını düşündüğü herhangi biriyle evlenebileceğini söyler.

Bir dul evlendiğinde, akrabaları için verdiği içki partileri ve pikniklerin, akraba ve dostlarına verdiği armağanların parasını kocasından alır; ya da isterse kendisi öder. Aynı şekilde ya kocasınınkileri ya kendi süslerini giyer. Kocası ve kendisi arasında verilen hediyelere dair belirlenmiş kurallar yoktur. Evlendikten sonra kocasını kendi isteğiyle bırakırsa, karşılıklı armağanlar dışında onun verdiklerini geri yollamalıdır. Eğer evden kocası tarafından kovulursa hiçbir şeyi geri vermez.

Evlendikten sonra kocasının evinde ailenin asıl üyeleri gibi yaşamalı, evdeki hanımlara kibar, hizmetçilere cömert, evin tüm dostlarına yakın ve iyi davranmalıdır. Altmış dört sanatı evdeki hanımlardan daha iyi bildiğini göstermeli ve kocasıyla herhangi bir kavgada onu şiddetle azarlamamalıdır.

Yalnızken tüm isteklerini yerine getirmeli ve altmış dört sanatın gereklerini yerine getirmelidir. Kocasının diğer eşlerine ve çocuklarına hediyeler vermekten, hanımları gibi davranmaktan, kullanmaları için oyuncaklar ve süsler yapmaktan sorumludur. Kocasının arkadaşlarına ve hizmetkârlarına, kocasının diğer eşlerinden daha çok güvenmelidir. İçki partilerine, pikniğe, panayırlara, festivallere gitmeyi, her çeşit oyun ve eğlence düzenlemeyi sevmelidir.

Böylece tekrar evlenmiş bakire bir dulun yapacakları sona ermiş olur.

Kocası tarafından sevilmeyen ve diğer karıları tarafından rahatsız edilip üzülen bir kadın, kocasının en çok sevdiği ve ona en çok hizmet eden eşiyle yakınlaşmak, bildiği sanatları ona öğretmelidir. Kocasının çocuklarının bakıcısı gibi hareket etmeli ve kocasının arkadaşlarını elde ederek kocasına olan bağlılığını onlar aracılığıyla duyulmalıdır. Dinsel törenlerde, oruçlar ve adaklarda öncülük etmeli ve kendisini fazla beğenmemelidir.

Kocası yatağında yatarken yanına sadece onun için uygunsa gitmeli, asla azarlamamak ya da herhangi bir şekilde kızgınlık göstermemelidir. Eğer kocası karılarından biriyle kavga ederse onları barıştırmalı, kocası gizlice biriyle buluşmak isterse aralarındaki buluşmayı ayarlamalıdır. Kocasının karakterinin zayıf noktalarını bilip gizli tutmalıdır. Genel olarak kocasının onu, kendisine bağlı ve iyi bir eş olarak görmesini sağlayacak şekilde davranmalıdır.

Böylece, kocası tarafından sevilmeyen bir kadının yapması gerekenler sona ermiş olur.

Haremdeki hizmetçiler (Kançukiyalar, Mahallarikalar ve Mahallikalar) Kralın karılarından Krala çiçekler, yağlar ve kumaşlar getirirler. Kral aldığı bu şeylerle birlikte, önceki gün giydiklerini hizmetçilere verir. Öğleden sonra giyinmiş ve takılar takmış olan Kral, tümü giyinmiş ve mücevherlerle süslenmiş olan haremindeki kadınlarla, hak ettikleri şekilde her birine bir yer ve saygı gösterdikten sonra, onlarla neşeli bir biçimde muhabbet eder.

Bundan sonra ilk olarak yeniden evlenmiş bakire dul karılarını, sonra da kapatmalarını ve dansçı kızlarını görür. Tüm bu kişiler özel odalarında ziyaret edilir.

Kral öğle uykusundan uyanınca, kralın o gece birlikte olacağı eşinin belirlenmesiyle görevli bir kadın, şurası gelen kadının hizmetçisi, yanlışlıkla sırası geçilmiş kadının hizmetçisi ve sırası geldiğinde hasta olan kadının hizmetçisi eşliğinde Krala gider.

Bu hizmetçiler kralın önüne bu kadınların her biri tarafından yollanmış, yüzüklerinin armasıyla işaretlenmiş yağlar ve merhemler koyar ve Krala isimlerini ve yağları yollama nedenlerini söyler. Kral birinin yağını kabul eder. Yağı kabul edilene gününün ayarlandığı haber verilir. (Kralların birçok karısı olduğundan dolayı, kanlarıyla genelde sırayla birlikte olurlardı. Yalnız Kralın yokluğundan veya kadınların hasta olmasından dolayı bazen kadınların sırası geçerdi. Böyle zamanlarda sırası geçmişler ve sırası gelenler arasında kura gibi bir şey yapılır ve kuraya katılanların yağları Krala yollanırdı. Kral da birisinin yağını kabul eder, böylece sorun halledilirdi.)

Festivallerde, şarkı partilerinde ve sergilerde Kralın tüm eşlerine saygıyla davranılmalı ve içecekler sunulmalıdır.

Haremin kadınlarının dışarıya yalnız çıkmasına izin verilmemeli, karakteri iyi bilinenler dışında hiçbir kadın içeriye alınmamalıdır. Kralın karılarının yapması gereken işler çok yorucu olmamalıdır.

Böylece kralın haremdeki kadınlara ve kadınların ona karşı davranışları sona ermiş olur.

Birçok kadınla evlenen bir erkek hepsine eşit davranmalıdır. Hatalarına önem vermemeli ama görmemezlikten de gelmemelidir. Bir karısına başka bir karısının aşkını 'tutkusunu' bedensel kusurlarını ve gizli sitemlerini açıklamamalıdır. Hiçbirine rakibeleri hakkında konuşma fırsatı vermemeli, eğer biri diğeri hakkında kötü konuşursa azarlamak ve karakterinde aynı kusura sahip olduğunu söylemelidir.

Birini gizli güvenle, başka birini gizli saygıyla ve bir diğerini gizli övgü ile mutlu etmeli, tümünü bahçelere, eğlencelere götürerek armağanlar vermeli, son olarak aşk dolu birleşmelerle mutlu etmelidir. İyi huylu ve Kutsal Kitabın emirlerine göre davranan bir genç kadın kocasının bağlılığını elde eder, rakibelerine üstünlük sağlar.

Böylece birden fazla eşe sahip bir kocanın davranışları sona ermiş olur.